ECZACILIK MESLEĞİ BİTİYOR MU?

ÖNCE HASTA YARATIYOR, SONRA TEDAVİ ETMEYE ÇALIŞIYORUZ!
24 Mayıs 2016
TESADÜFEN Mİ YAŞIYORUZ?
24 Mayıs 2016

Eczaneler, Sağlık Sisteminin tam ortasında yani kavşak noktasında bulunur.

Bu özelliği nedeni ile Eczacıların kesinlikle hem Devletin yanında, hem Vatandaşın yanında bulunması Mesleğin devamı ve Saygınlığının korunması için hayati öneme sahiptir.

İlaç cirosunun yarısının sadece 1000 eczane, diğer yarısının ise 23.500 Eczane tarafından yapıldığı bir tabloda rahatlıkla Eczacılar, “Ağa ve Maraba” Eczacılar olarak ikiye ayrılmıştır diyebiliriz.

Her yıl 5 Milyarlık ilacın çöpe gittiği ise resmi rakamlarla sabittir.

3500 kişiye bir Eczane hesabı ile (22.000 Eczane) kontenjan çoktan dolmuştur.

43 Eczacılık Fakültesi ve 8000 öğrenci vardır.

24.500 Eczanenin sadece İlaç cirosu ile yaşaması, Eczacılık mesleğinin devamı söz konusu değildir.

Eczaneler, GMP (İyi İmalat Uygulamaları) sertifikası bulunmayan yerlerde üretilmiş Sahte Gıda takviyeleri, Sahte Kozmetikler, Sahte Hijyen ürünleri ile doludur, yeni torba yasaya göre sahte ürünleri sadece üretenlerin değil, satanların da muhatap olduğu, büyük para ve hapis cezası tehdidi altındadır.

Asıl rakipleri Marketler ve E-Ticaret siteleridir.

Üreticiden 1 TL ye çıkan bir ürün Marketlerde en fazla 3 TL ye, aynı ürün Eczanelerde ise 7-8 TL ye satılmaktadır.

Mal fazlası, üreticinin PSF’leri arttırarak vatandaşın cebinden (ç)aldığı haksız kazancın, küçük bir kısmını eczacıya vererek suç ortağı ettiği bir uygulamadır.

Aynı zamanda Eczacılar arası haksız rekabet yaratmakta ve Eczacıyı, üreticinin 2 dudağı arasında hapsetmektedir.

Eczacı, mal fazlası alışkanlığı nedeni ile firmalar arasındaki rekabetin vatandaşa ucuz fiyat olarak yansımasının önünde bir engeldir.
Bu nedenle müşterisini altın tepside marketlere ikram ettiğinin farkında değildir.

Vatandaş ucuz ürünü nerede bulursa oradan alır.

Türk Eczacıları Birliği (TEB) Genel Başkanı Erdoğan Çolak “2004 yılında 4,5 milyar olan ilaç pazarı bugün 16 milyar lira oldu. O gün 70-80 TL olan ilaçlar bugün 3-4 liradır” derken aslında bir itirafta bulunarak, suistimalin ve yolsuzluğun boyutlarını gözler önüne sermiştir.

Eczacı yıllardır Muvazaa konusunu bitiremediği gibi, muvazaa yapanların çoğu Eczacı örgütlerinde çöreklenmiş Eczacılardır.

Üreticisinin bilgisi ve onayı olmadan 1 tek ilacın bakkalda, markette satılması söz konusu olmamasına rağmen, ilaçlar gayrı yasal olarak yıllardır bakkallarda satılmaktadır, Eczacılar ise sadece bakmakta, birbirlerine şikayet ile yetinmektedir.

Sayıları az bile olsa, Eczacılar arasında oluşmaya başlayan birliktelikleri ve yeni projeler konusundaki girişimleri baltalayarak, ortaya çıkmaya başlayan pozitif enerjiyi yok etmekle görevli PROVOKATÖR ECZACILARIN varlığı bilinmektedir.

Sesi fazla çıkan bu provokatörler, etik ve deontolojik çalışmayı prensip edinen, halkın gerçekten Sağlık Danışmanlığını yapmak isteyen, mesleğine aşık Eczacıların sessizliğinden istifade etmektedirler.

Toplumlar kötü insanların çokluğundan değil, iyi insanların suskunluğundan kötüye gider.

İnsanlar sadece konuştuklarından değil, asıl sustuklarından sorumludur.

Yani söylemeye çalıştığımız olaylar çok sıcak ve yakıcıdır.

İlaç ve Sağlık giderleri artmaya devam etmektedir.
Bu sıcağa kar dayanmayacağına göre SGK yeni tedbirler alarak ilaç rakamlarını düşürmeye, caydırıcı olmaya çalışacaktır.

Her şeyin, bu sektörün bileşenleri olan, tümü de yüksek tahsilli olan bizlerin gözleri önünde gerçekleştiğini söyleyip geçelim.

Son zamanlarda Eczacılar üzerindeki baskıların bıkkınlık seviyesine çıkması ve zincir marketlerin hızla Sağlık reyonlarını büyütme girişimlerinin birbirinden bağımsız şeyler olmadığı mutlaka değerlendirilmelidir.

24500 Eczanenin gücü pamuk ipliği kadardır.

İngiliz sicimi olabilmek için, sadece Eczane Eczacıları değil, Kamu Eczacıları, Emekliler, Akademisyen Eczacıların ve Eczacılık Öğrencilerinin, BİR ve BİRLİK olmak, büyük projeler üretmek, süper egolarını yenerek sözde değil, özde birbirlerini sevmek, provokatörleri ve etik çalışmayanları dışlamak mecburiyetleri vardır.

“Elmanın kurdu içindedir”

“Benim Eczacım İşini Bilir” diyerek gelinen nokta budur.

Krizden fırsat yaratmak adına önerilerimizi sıralayalım.

1- Perakende Fiyatların yükselmesine neden olan Mal fazlasının (MF) kesin olarak bitirilmesi, bunun yerine eş zamanlı olarak Eczacıların resmi kâr oranlarının 5-10 puan arttırılması,
2- Reçete başına verilen Meslek hakkının gelişmiş ülkelerde olduğu gibi,olması gereken seviyeye çıkarılması
3- Gönüllü olarak Kamu Kurum İskontosu (KKİ) yapılan ilaçların perakende satış fiyatlarının (PSF) de indirilerek, çifte fiyatın kaldırılması, ilacı parası ile alacak olanların özendirilmesi,
4- Doktorun marka yerine etken madde yazıp, Eczacının, benzerleri içinde PSF’si en düşük olan markayı vermesinin sağlanması, Reçetesiz ilaç asla satılmaması. Satmamak nedeni ile, Vatandaşla karşı karşıya gelmemek ve Sağlık haklarını riske etmemek için bu işin alt yapısının Sağlık Bakanlığınca sağlanması ve sorumluluğunun alınması,
5- Farmasötik formdaki İlaç ve diğer tüm sağlık ürünlerinin, üretim yerlerinin GMP sertifikalı olması, bilimsel ve kanuni zorunluluktur. İlaç, Gıda takviyesi, Dezenfektanlar, Veteriner ilaçlar, CE’li ürünler, Dermokozmetiklerin GMP sertifikalı yerlerde üretilip, perakende satış noktalarının sadece Eczaneler olması, böylece Eczacıların, Halkın Sağlık Danışmanı, Halkın Avukatı, Koruyucu Eczacılar olarak hem piyasada otokontrolü sağlamaları, hem de Devletin Sağlık bütçesine olumlu katkı sağlayabilmelerinin sağlanması,
6- Tüm bu işlerin şimdi olduğu gibi 35 m2 lik eczanelerde tek başına yapılıp yapılmayacağına Eczacıların karar vermesi,
7- Bu çok kirli, hepsi de eğitimli kişilerin bulunduğu Sağlık Sektörünün ortasında bulunan Eczacılar, Kâr ve Meslek Haklarının makul seviyelere gelmesi kaydı ile her türlü pisliği Devlet ve Vatandaşla paylaşacaklarını, göz yummayacaklarını, suç ortağı olmayacaklarını Kamuoyuna büyük bir yüreklilikle deklare etmeli, taahhüt etmeli ve haykırmalıdır.

Bunlar olursa ne mi olur?

Eczacı-Devlet-Vatandaş işbirliği söylemden eyleme dönüşür.
Devletin kara deliği olan SGK sağlık bütçesi haramilerin saldırılarından korunur.
Koruyucu Eczacılık, Koruyucu Tıp uygulamaları Eczacıların önderliğinde başlar.
Eczacı vatandaşın hem sağlık danışmanı ,Koruyucu Eczacısı, hem de cebini kravatlı haramilerden ve bunları koruyup, kollayanlardan koruyan Halkın Avukatı olur.

KORUYUCU ECZACI; hasta beklemek ve gelen hastaya “HASTAM” diyerek rol çalmak yerine,(Eczacının hastası olmaz, Doktorun hastası olur)
“MİLYONLARCA İNSANIN SAĞLIĞI, HASTALIKLARDAN NASIL KORUNACAĞI BENDEN SORULUR” diyerek bir bakıma
“KORUYUCU AİLE ECZACILIĞINA” soyunursa gerçekten Halkın Sağlık Danışmanı olur.

Bunun Eczane bütçesine sağlayacağı inanılmaz ciroyu bir tarafa bırakıp, getireceği manevi hazzın tadını çıkarmaya bakmak aynı zamanda Eczacılık mesleğinin ve Eczacının halkın gözünde saygınlığını arttıracaktır.

Eczacılar, İlaç dışı tüm Sağlık ürünlerinde velinimeti vatandaşı kaybetmek istemiyorlarsa, bir taraftan GMP sertifikalı yasal ürünleri satarken, diğer taraftan bu ürünlerin fiyatlarının kesinlikle Market ve E-Ticaret sitesi fiyatları ile rekabet etmesini, en azından eşit olmasını sağlamak için ortaklaşa hareket etmek ve projeler üretmek zorundadır.

Eczacının, Ürünün kalitesi ve Üretim yerinin standartlara uygunluğu beni ilgilendirmez diyerek sorumluluk almaması meslek ahlakı olarak da kanunen de söz konusu değildir.

Eczacının sattığı ürünün kalitesinden, üreticisi gibi kanunen sorumlu olması aslında Eczacıyı, herhangi bir Satıcıdan ayıran en önemli özelliğidir.

Otokontroldür,

Sağlık şakaya gelmez,

Sağlığın Keşkesi olmaz.

Eczacılar arasında sözde değil özde birliktelik olduğunu, Üreticiler görüp inanırlarsa Market-Eczane-E-Ticaret fiyat eşitliğini zaten kendileri sağlayacaklardır.

Üreticinin bilgisi ve onayı olmadan hiçbir İlaç Eczane dışında satılamayacağı gibi, yasal olarak market ve E-Ticaret sitelerinde satılan diğer sağlık ürünlerinin PSF’leri de anormal farklı olamaz.
Olursa bu durumun zaten haksız rekabet yaratmak nedeni ile Hukuki yaptırımları vardır.

Ancak aynı durumun Eczacıların yüksek PSF ile ürün satmaları ve ucuz benzerlerini satmamaları durumunda ise bu sefer Rekabeti Engelleme,yani Vatandaşın ürüne ucuz fiyattan ulaşmasını engellemesinden dolayı hukuki yaptırımlarının olduğu da bilinmelidir.

Eczacılara karşı tüm bu sorunların muhatabı ve sorumlularının sadece ÜRETİCİLER-DİSTRİBÜTÖRLER olduğu bilinmelidir.

Birinci Kalite olması zorunlu olan Farmasötik formdaki (tablet, kapsül, şurup, damla, solüsyon, pomat vb) tüm SAĞLIK ÜRÜNLERİ aynı zamanda EKONOMİK de OLABİLİR. (olmalıdır)

Bu kesinlikle MÜMKÜNDÜR.

Bu sağlandığı taktirde tüm Sağlık Ürünlerinin perakende satış noktalarının sadece Eczaneler olmasının Halk Sağlığını Korumak anlamına geleceği gerçeği herkes tarafından kabul edilecektir.

SÜMER; VATANDAŞA, ECZACI GÜVENCESİ VE DANIŞMANLIĞI İLE EN KALİTELİYİ, EN UCUZA, ULAŞTIRMANIN ADIDIR.

Eczacılık mesleğinin bitip bitmeyeceğine biz Eczacılar karar vereceğiz.

Bir şey değişir, her şey değişir.

Mevzuubahis Eczacılıksa, gerisi teferruattır.

ECZACI;
Tedavi Edici Tıp uygulamalarının FİGÜRANI MI?
Yoksa “KORUYUCU ECZACILIĞIN”
BAŞ AKTÖRÜ mü olacağına kendisi karar verecektir.

Vakit dardır.

30.04.2015

Merkez Lab. İlaç San. ve Tic. A.Ş.

Comments are closed.