BEYANIMDIR

BEYANIMDIR

BEYANIMDIR..

1934’de kurulmuş Türkiye’nin en eski İlaç Laboratuarlarından MERKEZ LABORATUARI ‘na 1974 de ortak olarak girmiş 1982 de Anonim Şirketi haline gelmesi ile o zamandan beri Yönetim Kurulu Başkanlığını yapan ben ECZACI MEHMET ŞAPÇI; uzun yıllara dayalı mesleki tecrübem ve genel anlamda Sağlık Sektörünü ilişkin ,tecrübe ,endişe ve gözlemlerimi bu beyanımla Kamuoyunun görüşlerine arz etmek istiyorum.

Halk Sağlığı ile yakından ilgili olan İLAÇ;

a) Sağlık Bakanlığı tarafından tüm kanuni şartları yerine getirdiği için açılmış ve senede birkaç kez denetlenen ilaç fabrikalarında imal edilir.

b) Her bir ilacın yine Sağlık Bakanlığı tarafından kanuni şartlara uygunluğu tespit edildikten sonra verilen ilaç ruhsatı ve markası bulunur.

c) İlaç değişik firmalar tarafından değişik ticari markalar altında ancak formül ve etki bakımından tamamen eş değerli olarak üretilir.

d) İlaç fiyatları; her ilaç firmasının ürettiği ilaçlara ait maliyet tablosunu belgeleri ile beraber Sağlık Bakanlığına sunması ve bir ürün için maksimum % 20, tüm ürünleri için ise ortalama % 15’i geçmeyecek kârlılık oranları ile Sağlık Bakanlığından fiyat tasdiki yaptırması ile oluşur.

e) İlacın perakende satış fiyatı :
Sağlık Bakanlığınca tasdik edilmiş imalatçı fiyatı üzerine % 9 depocu kârı eklenerek Ecza Deposu fiyatı, bunun üzerine % 25 eklenerek eczane fiyatı, bunun üstüne de %15 eklenerek KDV dahil perakende fiyatı ile belirir.

f) İlaç fabrikaları ilaçlarını sadece;
1-Eczanelere,
2- Ecza Depolarına,
3-Hastanelere, (Devlet,SSK,Özel Hastane) Sağlık Bakanlığının tasdik ettiği
fiyatlara göre verirler. Her ilacın üzerinde KDV dahil Perakende fiyatı belirtilmek zorundadır.

g) Türkiye’ de üretilmeyip yurt dışından hazır olarak getirilen ve ithal ilaç olarak
adlandırılan tüm ürünlerin her biri içinde ayrı ayrı olmak üzere ilaç ruhsatı ve
fiyat tasdiki alınmak zorunluluğu vardır.

h) İlaç:
Eczanelerde eczacılar tarafından elden reçetesiz verilebildiği gibi doktorlar
tarafından ve ticari marka belirtilerek yazdıkları reçetelerin eczacılar tarafından
yapılması ile vatandaşa ulaşır. (Jenerik ;yani sadece formül yazılarak diğer
gelişmiş ülkelerde olduğu gibi formüldeki ilacın marka ve firma tercihini
eczacıya bırakma uygulaması Türkiye’de yoktur.)
VATANDAŞIN İLAÇ TERCİHİ HİÇ OLMAYIP ECZACILARIN İSE KISMEN VARDIR.

j) Enflasyon nedeni ile meydana gelen fiyat artışları sadece Eczane ve Ecza deposu
tarafından eski fiyatlı ilaçlara kanunen yansıtılabilir. Bu hak ilaç fabrikalarından geri
alınmıştır.

İlacın tüketiminde en önemli etken (bakınız h) Doktor reçetesine ticari marka olarak girmesi olduğu için ilaç firmaları çok büyük satış ekipleri kurmuşlar ve bu ekipleri reklam ve promosyon adı altında broşür, bloknot, kalem vs gibi ilaçlarını doktorlara hatırlatacak malzemelerle teçhiz etmişlerdir. Ancak herkes aynı şeyleri vermeye başlayınca firmalar daha fazlasını vererek rakiplerine göre daha avantajlı duruma geçmek gayesi ile bugün bu basit hediyeleri, yurt dışı seyahatlerden tutun, beyaz eşyaya ,arabaya, daireye kadar ulaştırmıştır. Bu çok büyük maliyetli hediyeler doğal olarak ilaç firmalarını pahalı fiyatlı ilaçlar üretmeye sevk etmiştir. En pahalı ilaçlar Antibiyotikler olduğu, uzun süreli kullanımda ise vücutta rezistans teşekkül ettirerek etkisin yitirdiği için yeni kuşak antibiyotiklerin üretilmesini zorunlu kılmaktadır. (Bunlar daha da pahalı) Böylece bir taraftan halk sağlığı inanılmaz şekilde göz ardı edilirken diğer taraftan yeni geliştirilmiş Antibiyotiklerin üretim ve satışı da kaçınılmaz olmaktadır.

Bazı firmalar bu çok yüksek fiyatlı ilaçlarını satabilmek için satıcılarına kutu başına pirim vermişler satıcılar ise bu primlerini ilaçlarını yazan doktorlarla paylaşma kolaycılığını seçmişlerdir.
Halkın alım gücünün çok düşük olması buna mukabil ilaç fiyatlarının devamlı artması kutu tüketimini otomatikman azalttığı içi ECZACILAR da en azından cirolarını koruyabilmek kaygısı ile benzerleri içinde pahalı olanı tercih ederek bu oyunun bir parçası olmaktadır.
Netice ise çok ürkütücüdür. Bugün Türkiye de en çok tüketilen ilaç grubu Antibiyotiktir.
(Gelişmiş ülkelerde 10-12 de birdir.)

Bütün bu olumsuz ve çirkin tablo,ilaç tüketiminin % 25-%30 ‘unu sağlayan SSK Genel Müdürlüğünün ;(birazda ödeme güçlüğüne girdiği için mecburen) “ mademki tüm ilaç fiyatlarını Sağlık Bakanlığı veriyor ve ilaç kalitesini de denetliyor o halde Doktor ne yazarsa yazsın ben o ilacın benzerleri içinde en ucuzunu veririm, benzer ilaçta da herhangi bir kalite sorunu olursa Genel Müdürlük olarak Sağlık Bakanlığına denetlettiririm” uygulaması ile tersine dönmüştür.

SSK “nın ucuz ilacın alınması politikası süresince,

1- SSK trilyonlarca gelir ede etmiştir.
2- Ucuz ilacın herhangi bir etkisizliği veya kalitesizliği görülmemiştir.
3- İlaç sıkıntısı çekilmemiştir.

Aksine tüm firmalar: Pahalı ilaçlarını SSK’ya verebilmek için çifte standart meydana gelmesi pahasına inanılmaz iskontolar yapmışlardır. (Böylece ucuz ilacın kalitesiz, pahalı ilacın kaliteli olduğunu söyleyen bu firmalar bu söylediklerini kendileri çürütmüşlerdir.)

Bazı firmalar ise daha tedbirli davranarak aynı formüldeki lisanslı ilaçlarına başka bir isim altında yeni ruhsat alarak lisanslı ilacını eczane piyasasına pahalıya, aynı formüllü ucuz ilacını ise SSK’ya ve hastane ihalelerine vererek bu uygulamalarına bu şekilde kılıf hazırlama yönüne gitmişlerdir.
Bu da yetmemiş fiyat denetimi de zaten yapmak mümkün olmadığı için yurt dışından ithal ilaç patlaması olmuştur. Anormal yüksek ve genellikle şişirilmiş fiyatlı bu ilaçlarda promosyon-hediye-rüşvet oranı fazla olduğu için ve ilacın vatandaşa ulaşmasında etkili olan bahsettiğim tüm kesimlerin alacakları da fazla olacağı için bu soygun görmezden gelinmektedir. Ama aynı insanlar bu anormal fiyatlara zaman zaman halkın hamisi görümünde demeçler vererek karşı olduklarını söylemeyi de ihmal etmemektedirler.

Ancak tüm toplumda yaygın olan “yapanın yanına kâr kalır” felsefesi ile radikal çözümden yana olmamakta “Gemisini kurtaran kaptan” felsefesini benimsemiş görünmektedir.

Kokuşmuş bu düzende bu kirlilikten mutlaka nasibini almış hatta beslenmiş bir kişi ve kuruluş olarak bu özeleştiriyi yaptıktan sonra vicdani rahatlığımızın Türkiye şartlarında olabildiğince gerçekleştirebildiğimiz dürüstlüğümüzden ileri geldiğini söyleyebiliriz. Gayemiz bu oturmuş ve herkesi istese de istemese de uymaya zorlayan bu sisteme karşı koymak değildir. Zaten bunu söylememizin inandırıcılığı ve mantığı da olmaz. Sadece ve en azından kapımızın önünü temizlemek istiyoruz. Bu yaptığımız işlemle dahi bir takım kişi ve kuruluşları rahatsız edeceğimiz düşüncesi ile mani olmak isteyenlerin ileride gerçekleştirebilecekleri senaryoları tahmin etmek ve bunları bu belge ile resmileştirmek istiyoruz. Ama umarız ve temenni ederiz ki tüm bunların hüsnü kuruntumuz olduğu gerçeğini ileride yaşayarak öğrenir ve bu düşüncelerimizden dolayı mahcup oluruz.

Yukarıda bahsetmeye çalıştığımız anormal Antibiyotik tüketiminin azalmasını bilimsel olarak sağlayacak unsur Koruyucu Hekimlik olup bunun da en büyük Tıbbi enstrümanı Antiseptik ve Dezenfektanlardır.
Antiseptik-Dezenfektan konusunda firmamız Türkiye’nin en geniş formülasyon zenginliğine sahip bulunmaktadır. Ekte sunduğumuz benzer ilaç karşılaştırma listesi ise diğer firmalarca üretilen benzerleri ile fiyat uçurumlarını gözler önüne sermektedir.
Ucuz fiyatlı ilacın yukarıda bahsettiğimiz SSK üniteleri haricinde geçerli olmadığı gerçeğinden hareketle bu mücadelemiz esnasında bu ilaçlarımızın fiyatlarını benzerlerine yaklaştırmak dahil elde edilen bu ekstra kâr marjını tüm kişi ve kuruluşlara dağıtarak (diğer firmalar kesinlikle bunu yapmamakta aksine sadece küçük bir miktarını vererek bu oyunlarına alet etmektedirler.) yani bir bakıma onların kullandığı yöntemi kullanarak ama kendimize pay çıkarmadan bu çarpıklığı gözler önüne sermek istiyoruz. Diğer firmalar bu düşüncemize kesinlikle imkân tanımamak için firmamıza dolaylı ve dolaysız olarak bayrak açacaklardır. Zira bu düşünce ve zihniyet başarılı olursa herkese ve her sektöre Kötü Örnek!!! olacaktır. Bunun ise olmaması lazımdır.

Firmamız: İlaç sektöründe küçük ancak onurlu bir isme sahip olup tüm piyasamızda ilaçlarımız herkes tarafından kaliteli ve güvenilir olması ile anılmaktadır.
Firmamızın üçüncü kişilere, yurtdışı alacaklılara, bankalara, sigorta ve maliyeye borcu bulunmamaktadır.

Firmamızın bugünkü durumu için bu tespiti yaptıktan sonra bize göre bu mücadelemiz esnasında başımıza gelecekleri şöyle tahmin edebiliriz.

1. Firmamıza ilişkin şayialar çıkarılabilir. (Ödeme güçlüğü içine girdi, Sağlık Bakanlığı kapattı, İcra geldi ve ilacı için şu hastanede sorun var vb.)

2. Ürünlerimize ilişkin problemler yaratılabilir. (İlacımızın içerisinden sinek çıkarılması dahil) bunu resmi sağlık kurumlarında onaylatarak ve gazetelerde manşet yaparak “İşte ucuz ilacın görüntüsü” de denerek Sağlık Bakanlığı ilgilileri göreve davet edilebilir.

3. Resmi yerlerden alacaklarımızın ödenmesinin geciktirilmesi, Sağlık Bakanlığındaki ruhsat müracaatlarımızın ertelenmesi, sorunlar yaratılması ve geciktirilmesi, fiyat müracaatlarımızın dikkâte alınmaması, firmamızın özel şekilde incelemeye alınması gerçekleşebilir.

4. Büyük bir kısmını yurtdışından gerçekleştirdiğimiz hammaddelerimizin temininde güçlük çekebiliriz.

5. Mesleki kuruluşlarımızın yönetim ve üyeliklerinden dışlanabiliriz.

6. Gazetelerin tüketici köşelerinde ilaçlarımıza ilişkin çarpıcı şikayetler görebiliriz.

7. Vergi Dairesi ve Belediyelerden detaylı incelemelere uğrayabiliriz.

8. Yurtiçi ve yurtdışı firmalardan şimdiye kadar olmadık şekilde çok avantajlı iş birliği teklifleri alabiliriz. Eğer olmazsa firmamızı satın alma teklifleri gelebilir.

9. Satın alma yaptığımız tüm firmalara bizim ile ilgili ilginç telkinler yapılabilir.

10. Ecza depolarına görüntüde olmayan ancak ilaçlarımızın alınmaması veya satışına destek verilmemesi konusunda telkinler yapılabilir.

11. Şu anda meclis gündeminde bulunan İLAÇTA PATENT yasası kabul edildiğinde ise benzer ilaçları çok uluslu firmalarla birlikte yapmak mümkün olmayacağı ve dolayısı ile anormal farklılıkları zaten olmayacağı için sorun kökünden halledilmiş olacaktır.

3 Nisan 1995
Ecz. Mehmet Şapçı
Yön.Kur.Bşk.

Not;Bu yazı 3 Nisan 1995 tarih ve 16910 sayı ile Kadıköy 6. Noterliğine tasdik ettirilmiştir.
03.04.1995