Türkiye’nin en yüksek üyeye sahip ticaret odasının başkanıydı. 15 yıldır iktidarda olan AKP’nin de kurucu üyesiydi. Partinin kurucu üyesi zengin tüccar işadamı, rahatsızlandı hastaneye gitti, “bir şeyin yok, midende gaz var” dediler.
Kalp krizinden vefat etti.
Allah rahmet eylesin.
Bakanlık soruşturma başlattı.
Günah keçisi mi bulunacak?
Yoksa gerçekler mi dile gelecek?
Soruşturmanın sonunu göreceğiz.
Bu arada iktidar yandaşı gazetelerde “İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar’ın genç yaşta kalp krizi geçirerek hayatını yitirmesi evine dönerken değil, hastane içinde gerçekleşti” diyen yazılar çıktı. Bu yazıları yazanlar kaynak olarak vefatın gerçekleştiği hastaneler grubunun medikal direktörü profesör hekimin söylediklerine yer verdiler ve
“İbrahim Bey, 3 doktor nezaretinde, 12 dakika gibi kısa bir sürede hastanenin Bağcılar’daki merkezine ulaştırıldı. Burada hastanın bütün fonksiyonları normale döndürüldü. Durumu stabil iyileşme periyoduna girdi. Ardından her zaman yapıldığı gibi, beyin hasar görmesin diye, hasta uyutuldu. 2 saat sonra da ne yazık ki, bildiğimiz acı son gerçekleşti…” diye yazdılar. (Sabah Gazetesi Melih Altınok)

* * *

Demek ki!
Evinde ölmedi.
Hastane de vefat etti.
Son 15 yılın sonunda Türkiye hastanelerinde ölümcül hastane mikrobu patlaması yaşanıyor. Raporlara göre hastanelerdeki her 3 ölümden 2’sinin nedeni “Hastane mikrobu”…  Bir hastane mikrobu da, 10 ameliyat bedeline eşdeğer masraflar açıyor. Bu masrafların bedelini toplum olarak biz vergilerimizle ödüyoruz.
Akıl tutulması değilse nedir?
Geçen gün bu köşede yazdığım “doktorum nerede” başlıklı yazı üzerine 83 yıllık ilaç şirketinin (Merkez Lab. İlaç Sanayi) 47 yıllık eczacısı ve yönetim kurulu başkanı Mehmet Şapçı’dan bir mektup aldım.
Şunları yazıyor:
“Yıllardan beri mesleki anlamda vicdan azabı çekiyorum.  Hastane mikrobunu önlesin diye nerede ise tüm hastanelerde kullanılmakta olan “Antiseptik- dezenfektanların” tamamına yakını merdiven altlarında üretiliyor. Bunu en başta sağlık bakanlığı bürokratları olmak üzere herkes biliyor. Ancak “sağlık çalan üreticilere” ürün ruhsatı vererek bir bakıma onları koruyup, teşvik ediyorlar. Merdiven altı “sahte dezenfektan üreticileri” resmi ihaleler yoluyla bozuk ürünlerini hastanelere satıyorlar.  Vicdan sahibi doktor ve hemşirelerimizin katkısı ile temin ettiğimiz benzer ürün analizlerini yaptık. 9 farklı marka ve bunların 33 farklı serisine ait dehşet verici sonuçları internet sitemizde marka belirtmeden yayınlıyoruz. İsteyen girer bilgi edinir. Bu listelerin gerçek marka ve gerçek seri numaralı olanlarını Sağlık Bakanlığı en üst düzey yetkilisine bizzat vermeme rağmen ne yazık ki hiçbir şey yapılmadı.
Yapılmadı değil.
Yapıldı.
Onların üzerine gitmediler.
Benim firmayı teftişe geldiler.”

* * *

Bu mektup uyarıyor!
Yazarını tanımam.
Şirketini bilmem.
Uyarısına bakarım: Bir yandan “ölümcül hastane mikrobunda” patlama var. Hastanede yatan her 3 kişiden 2’si hastane mikrobundan hayatını yitiriyor. Öbür yandan hastanelere devlet eliyle ve korumasıyla dezenfektan ilaç satan merdiven altı üreticiler korunuyor.
Delilleri de yok ediliyor.
15 yıldır her alanda:
Bizden olanlar.
Bizden olmayanlar.
Diye ayrım yapıldı.
Bizden dediklerini kayırma, kollama sonunda “ölümcül hastane mikrobu patlaması yaşayan” ülke olduk. İktidar Partisi kurucusu  işadamı da genç yaşta hastanede yaşamını yitirdi. Uyanın.

Kaynak: http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/necati-dogru/olumcul-hastane-mikrobunda-patlama-2134300/


Doktorunuz öldü! Hastane Umutsuz Link: http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/necati-dogru/doktorunuz-oldu-hastane-umutsuz-2135550/